Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Replikler nereye kaçışır ?

  Bir zamanların Fransız koleji sonraları Ermeni okulu olan, çiçeği burnunda cumhuriyette Halk evi olarak kullanılan, 1960 ihtilaliyle adliye yapılan, iyice yaşlanıp, yorulunca semtin sanatçılar derneğine tahsis edilen, üç katlı, yeşil boyalı kâgir konağın bahçesinde asırlık çınarların altına, o sıcak haziran sabahı erkenden gelmiş oturmuştu. Çaycı neredeydi? Niçin konağı daha açmamışlardı? Kolları eprimiş ama tertemiz ve jilet gibi ütülü takım elbisesi, papyonu, elinde gümüş saplı bastonu ile başka zamanların adamıydı. Yalnız, anlaşılmaz, unutulmuş. Kimseler gelmedi uzun süre, uyuyakaldı eğritti oturduğu sandalyenin üzerinde.. Kedi geldi bacaklarına sürtündü, sonra o da adamın yanında uyudu… Neden sonra çaycı, ikinci başkan, sekreter gülüşerek bahçeden içeri girdiler. On ilk gören çaycı Murat oldu. -Başkanım çınarın altında uyuyor. -Her bayram bunu yapıyor dedi ikinci başkan, başını iki yana sallayarak. -Kargalar kahvaltısını yapmadan gelip oturuyor bahçede. “Yarım saate h

Drive my car - Araba Sevdası

Taşlık sahaf kafede  Murat Can Aşlak'ın sunumunda filmin vizyona gireceğini öğrenmiştim. Murakami'nin Kadınsız Erkekler adlı öykü kitabından bir hikaye Drive My Car,  Bir Beatles şarkısının adı aynı zamanda.  Murakami sevgim malum.   Hemen gitmeli diye düşünmüştüm. Pandemide sinemaya gitmek tedirgin edici, hele üç saatlik bir film için gitmek daha da zor geliyor insana. İlk gösterimlerde o nedenle gitmedik, Netflix'e gelir ve rahat seyrederiz diye de düşünüyorduk ama olmadı.  Sonunda Nisan başı gitmeye karar verdiğimizde Marmara Forumda saat 21:30'da günde tek seans oynadığını gördük. Çok geç bir saatti bizim için. Vizyonda başka nerelerde var diye aradık, Akmerkez'de sabah 11 seansı vardı. Bakırköy'den Akmerkez'e sabah erken gitme fikri de cazip gelmedi sonunda karşı yakaya baktık, Capitol'de 15 civarı bir seans vardı, gitmek için sözleştik ama beraber gideceğim arkadaşlardan biri korona olduğunu gelemeyeceğini söyledi sinema günümüzden önce. Onsuz da g

Canan Tolon Limbo

Büyük tarihi bir mekan,  yeşil çimli salıncaklar, zeminde turuncu.  Hem görsel hem de düşündürücü bir enstelasyın. Çevresini gezip her açıdan inceledik.  Canan Tolon’un 1997’de yayımladığı kitabı ile aynı adlı mekânsal enstalasyonu  Limbo , yaşamın döngüsünü merkeze alarak izleyiciyi yaşam ve ölüm gibi zıtlıkların da içinde bulunduğu bir yolculuğa çıkarıyor. Kendisini sürekli yenileyen doğanın ve zamanın bıraktığı izleri yansıtarak varoluşun birbirleri üzerindeki etkisini, direncini ve belirsizliğini vurgulayan  Limbo , izleyiciye yaşam ve ölüm arasındaki yakınlığı deneyimleme fırsatı veriyor. Tolon’un enstalasyonu sıraladığı salıncakların çim ve su gibi doğal malzemelerle ve mekânın doğal koşullarıyla etkileşimini gösteriyor. Sanatçı, izleyicinin sergide suyun metal salıncaklara yaptığı korozyon ve aşınma hâli üzerinden doğayı, çevreyi ve yaşamı yeniden düşünmesini sağlıyor. Ayça Okay’ın küratörlüğünü yaptığı  Limbo , yer aldığı Fişekhane’nin 18 ve 19. yüzyılda mühimmat, fişek ve ordu