Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Elbise giydim

  Geçen çarşamba üniversiteden arkadaşlarla Kanyon'da buluşacağız, ne zamandır gitmediğim bir mekan, arkadaşları da pek sık gördüğüm söylenemez.  Hava şansımıza soğuk, yağmurlu ama ben pandemide kışın sürekli giydiğim yünlü taytlarım ve kazaklarımı bir köşeye atıp, uzun süre sonra elbise giydim. Modacı Burkindy, “Dışarı çıktığımızda kendimizi ifade etme ihtiyacı duyarız. Herkes kim olduğunu, giysileriyle yansıtır” diyor, biz bu pandemide kim olduğumuzu  da unuttuk aslında.  Ben elbise giymeyi severim, şık olmak istediğimde genelde elbise giyerim. Ama son iki yılda covid döneminde bir tayt, kazak, eşofman altı, sweatshirt girdabına girdim. İki üç parça eşya sadece giydiklerim.  Yeni bir şey de almıyorum. Alışveriş yapma, vitrin bakma, giyinip, süslenme, ayna karşısında onu çıkarıp, bunu giyme alışkanlıklarımı da kaybetmişim. Elbiseler gardrobun en arkalarında, kararlı bir şekilde bordo rahat bir elbise giydim.  Elbiseyi giydim de külotlu çorap giymek zor geldi.  Rahatsız da oldum, b

Cenap Şahabettin'in metruk köşkü ile başlayan bir edebiyat macerası

Pandemi yasakları yeni kalkmıştı, Istanbul'u yazıyorum grubunda tanıştığım, Bakırköylü arkadaşım Sevgili Ayşenur Ruyan ile uzun bir aradan sonra buluşmuş, Bakırköy sokaklarında dolaşıyorduk. Hat Boyuna çıkarken Ayşenur sadece duvarları kalmış, metruk uzun süredir bahçesi otopark olarak kullanılan binayı gösterdi ve Cenap Şahabettin'in köşküydü dedi. Yıllar önce annesiyle karşı apartmanda bir Bakırköylü yaşlı hanıma misafirliğe gittiklerini, o hanımın Cenap Şahabettin'i tanıdığını da ekledi.  Ben evlendiğimde geldim Bakırköy'e yani 1993 yılında, o sıralarda bu binanın yıkık dökük te olsa ayakta olduğunu hatırlıyorum, zarif kendine has mimarisi ile de dikkatimi çekmişti. Kimlerin yaşadığını, eskiden nasıl olduğunu merak etmiştim. Sonra yakıldı, otopark yapıldı, gözümüzün önünde ve hep birlikte seyirci kaldık maalesef. Kendime de kızıyorum bu konuda.   Cenap Şahabettin'i ve yıkık konağını yazacağım dememden sonra kaç ay geçti yazamadım bir türlü...  Derken belki de es

Uyku ile Ölüm Kardeştir

  Bir öykü için çalışırken tatlı ölüm Thanatos konusunda okumaya başladım.  Yunan Mitolojisinde Gece Tanrısı Nyks'ın ikizleri  Hypnos -Hipnoz (uyku) ve Thanatos yani tatlı ölümdür.  Antik çağda insanlar Uyku ve Ölümün ilişkisini kardeşlik hatta  ikiz kardeşlik olarak düşünmüşler. Bizde de uyku ölümün kardeşidir diye bir atasözü vardır.  Sevdiğimiz insanlar için de ışıklarda uyuması temennisinde bulunuruz.  Araştırmalarım arasında bu tabloyu çok etkileyici buldum.  Viktorya döneminin ünlü ressamı  John William Waterhouse iki kardeşi veremden ölünce bu tabloyu yapmış. Hipnoz'un elinde afyon çiçekleri var ve aydınlıkta, başını ise karanlıktaki kardeşi Thanatos'a dayamış. Başını arkaya atmış Thanatos, ayak ucunda da hiç yanından ayırmadığı liri.    Thanatos lir çalar ve sarayında lir çalan periler bulunur.   Arka plan hem tabloya derinlik katıyor hem de insanı büyülüyor,  geceye açılıyor resim ve ayışığı var.  Şiirsel bir atmosfer yaratmış ressam.   Thanatos çok güçlü bir imge