Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

James Bond Veda Ediyor, Ölmek İçin Zaman Yok

    James Bond filmlerindeki  aktörün  vedasında hep hüzünlenirim, 007 bile zamana direnemez ve yaşlı bir aktör olarak veda eder, yeni bir Bond'la seri devam eder. Yaşamın acımasızlığı işte.   İngiliz yazar  Ian Fleming ’in 1953 yılında yarattığı 007 James Bond karakteri, yaklaşık 60 yıldır kültür dünyamızın önemli karakterlerinden birisi.  İlk defa 1962 yılında  Dr. No  filminde  Sean Connery ’nin canlandırdığı Bond, yıllar içerisinde  George Lazenby, David Niven, Roger Moore, Timothy Dalton, Pierce Brosnan  ve son olarak  Daniel Craig  tarafından canlandırıldı.  Sean Connery'nin sinemalarda olduğu döneme yetişememiştim, onu Tv'den izledim, beyaz takım elbiseleri, yakasına kondurduğu karanfil. Centilmen ama tehlikeli. Çapkın, maço, karizmatik.  Ondan sonra  David Niven ve George Lizenby'ı Bond olarak seyrettiğimi hiç hatırlamıyorum. David Niven'i severim ama onu Bond olarak da düşünemedim.  Roger Moore'u ise epey hatırlıyorum. Çok yakışıklı ve kibardı. Kaygısız

Rothko - Büyüleyici renkler, meditatif kareler

  "Kalbimin çarpıntısını tarif edemem. Sanatla onlarca yıl içiçelikten  sonra   bile, duyularımı açıklanamayan bir şekilde karıştıran bir esere rastladığımda hala ara sıra küçük bir thumpa thumpa (bazen büyük bir thumpa thumpa) hissediyorum", yazmış bir sanatsever bloğunda. Ben de saatlerce büyük bir Rothko tablosuna bakabilirim. Müzede büyülenmiş oturabilirim diye düşünüyorum.  Bu bir Stendal Sendromumu hani Freud'un Musa Heykelini ilk gördüğü andaki kalp çarpıntısı gibi mi bu duygu ya da  Proust'un olağanüstü eseri Kayıp Zamanın İzinde‘nin romancı kahramanı Bergotte  Vermeer'in Delft Manzarası tablosundaki ufak sarı lekeyi görmek için müzeye gidişi, orada esere bakarken kalp krizi geçirmesi gibi bir duygu mu?  Biraz Stendal sendromu biraz da bilinç altımızın derinliklerindekiler sanırım.  Bir şekilde bizi ruhsal bir yolculuğa da çıkarıyor Rothko.  Soyut Dışavurumcu olan Rothko, büyük ve genelde dikey halde tutulan tuvaller kullanmış ve farklı renge boyadığı ze

Zifir Karanlık -Pazartesi 14'teki yeni öyküm

  Sıcak çok sıcak… Bu yakıcı yaz günü Eyüp Sultan mahşeri bir kalabalık yaşıyor, seviyorsun bu kalabalığı, türbenin o karanlığından, ölüm diyarından seni alıp neşe diyarına, aydınlığa taşıyor. Bir bir bakıyorsun gelenlere, onlar seni görmese de sen onları en ayrıntısına kadar inceliyorsun. Şifa arayanlar, iş arayanlar, üniversite sınavına girenler, oğlunu, kızını baş göz etmek isteyenler, torun torba yolu gözleyenler, rüyasında aksakallı dede görenler, sünnet çocukları, bembeyaz elbiseleri, pırıltılı umutları ile gelinler… envai çeşit insan türbede, camide dua ediyorlar. Öykünün tamamı  https://pazartesi14.com/2021/10/12/zifir-karanlik/