Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yeni ve Eski Hayatlar

  Çok değil on onbeş yıl önce bu geniş caddede dikkat tank çıkabilir diye bir yazı vardı, tank ta çıkardı arada… Askeriyenin büyük bir arazisi ve tank bakım tesisleri vardı, yanında da boş araziler….  Bu kadar tenha bir yerde bu geniş cadde hayret ederdim ama sonra Tanklar için yapıldı herhalde derdim… Yanında da banliyö tren rayları ve Biraz ötede istasyon vardı. Kürkçüler Derneğinin tüzüğünü hazırlıyordum, arifeydi sanırım, deli yoğun bir gün, biran önce Bakırköy’e gitmem gerek trene binsene rahat gidersin bir durak demişti bana biri… Tren… Sirkeciden bindiğim ama Zeytinburnu’nda hiç binmeyi akıl etmediğim o eski banliyö treni… Şimdi Marmara ray büyük istasyonu olan o tren istasyonu, yanında da gar restoran bile vardı.  Yeni hali büyük ve beton olan istasyon,  artık Marmaray çoğu kez yolculuk buraya kadar deyip bizi trenden attığı için, hep bir sonraki treni beklediğim istasyon…  Karışık bir demografik yapısı vardır bu semtin ve istasyonun, şimdilerde daha da karışmış. 72 milletten i

Kültür Endüstrisi - Adorno ve Horkheimer

  Eleştirel Sosyal Teori’nin yaratıcısı olan “Frankfurt Okulu”, resmi olarak 1923 yılında Frankfurt Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü adıyla Almanya’da kuruldu. Doktora öğrencisi   Felix Weil   liberal müsevi bir tahıl tüccarının oğluydu ve   babasının imkânlarını çeşitli radikal girişimlerde kullanmak istemekteydi.   Projenin amacı, Weil’in deyişiyle “marksizm içindeki çeşitli akımlara bir tartışma imkânı vererek ‘doğru’ ya da ‘saf bir marksizme ulaşmaktı"  Frankfurt Okulu’nun düşünsel sahası ağırlıklı olarak üç önemli tarihi olay tarafından şekillendi: (1) Marx’ın Batı Avrupa’da öngördüğü işçi sınıfı devriminin başarısızlığı, (2) Nazizmin yükselişi (3) Kapitalizmin Henry Ford’un otomotiv şirketinin montaj hattı üretim uygulamalarından sonra ‘Fordizm’ ismiyle anılan yeni bir üretim ve tüketim biçimine evrilmesi. Marksist düşüncenin bu yeni kültürel koşullara yeni bir yorum getirmesine çalışan Frankfurt Okulu üyeleri, Georg Hegel, Sigmund Freud, Max Weber, Fried

Dramatik ve Dışavurumcu figürleri ile El Greco

  Uzun ve ince figürleriyle bir Maniyelist ve Işık Gölge kullanımıyla bir Barok ustası EL  GRECO Maniyelizm  hakkında bilgi verdiğim yazıda  Parmigianino  ve Hans Holben'ın resimleri hakkında bilgi vermiştim.  El Greco'yu ayrı yazmaya karar verdim. Çok sevdiğim, etkilendiğim bir ressam .    Resimlerinde duyguyu daha iyi ifade edebilmek için biçimlerin orantısını bozar. Figürleri uzatır. Bu yanıyla maniyelist bir ressamdır ama ışık ve gölgeyi ustaca tuvale yansıtması onu bir Barok dehası yapmıştır.  Bu dramatik ve dışa vurumcu figürleri yaşadığı dönemde tam anlaşılamamıştır, 20. yüzyılda hak ettiği ilgiyi görmüştür.   Sanatçı, ekspresyonizm yani dışa vurumculuğunun ve  kübizmin  öncüsü olarak kabul edilir. Kişiliği ve eserleri  Rainer Maria Rilke  ve  Nikos Kazancakis  gibi edebiyatçılara ilham kaynağı olmuştur.  Maniyerist  ve Barok dönemlerde Rönesans’ın klasik kalıplarının kırılmasında, bireysel çabaların büyük rolü olmuştur.  Michelangelo’nun heykeldeki gelişimine parale

Maniyerizm

  Maniyerizm sözcüğünü yaklaşık 1520-1600 arasında özellikle İtalya’daki sanatsal değişimleri tanımlama için kullanılmaktadır. Bu tanımın kökeninde Vasari’nin (1511-1574) kullandığı ve bu dönemde üretilmiş yapıtların biçimsel niteliklerini vurgulayan ”Maniera” sözcüğü yatmaktadır. Maniyerizmi kurallara ve şemalara bağlı Rönesans’tan Barok üsluba bir geçiş olarak da düşünebiliriz.   Maniyerist üslubun tipik özellikleri, mimari alanında açık bir biçimde görülebilir. Daha Rönesans döneminde sanatçılar, kentsel planlama konusunda araştırmalar yapmışlardır. Raphaello da Roma’da birçok kazıya katılmış, kentin ilk-çağdaki düzenleme anlayışıyla yeniden ele alınması konusunda çalışmalar yapmıştır. Mimari alanında da çalışan Raphaello’nun öğrencilerinden biri de Giulio Romano’dur (1492/99-1546). Onun, Mantua yakınında Dük Federico Gonzaga’nın sayfiye sarayı olarak yaptığı Palazzo del Te, Maniyerist mimarinin tipik örneklerinden biridir. İlkçağın mimari formları, bu yapıda oldukça yaygın bir