Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şeytan'In Saati Fernando Passeo

  Masallardaki Yakışıklı Prens'i, Mükemmel Erkeği, Yorulmak bilmez âşığı hiç düşünmediniz mi? Sizi kimsenin okşamadığı gibi okşayacak birini, sanki siz onun içindeymişsiniz gibi sizin olan birini, aslında bir olan üçlü bir coşkuda hem babanız, hem kocanız, hem de oğlunuz olan birini, hiç yanınızda, düşünüzde hissetmediniz mi? ... Bendim o, her zaman ben, ben Yılan -bana verilegelen rol bu- dünyanın başlangıcından beri... ... Ben İmgelem Tanrısı'yım, yitik, çünkü yaratmıyorum. ... Ben sesi esriklik, ruhu yanılgı olan, yaratmadan yaratan Tin'im. ... Ben, senin her zaman aradığın ve asla bulamayacağın kimseyim. " Fernando Pessoa sevdiğim bir yazar, özellikle Huzursuzluk kitabı beni çok etkilemiştir. Şeytanın Saati adlı novellasında da beni çeken bir şeyler var, iki kere okudum. Aysı ve ıssız bir sokakta istasyondan çıkıp yürüyen kadın evine geliyor, kocasını öpmeden uyuyor, tanrı anlatıcı ya da omniscient anlatıcı kadının oğluna çeviriyor dikkati, tuhaf ve aysı şiirler y

Hareket ve Canlılık Ustası Michelangelo

    Michelangelo Buonarroti (1475-1564) Ünlü İtalyan Rönesans dönemi ressam, heykeltıraş, mimar ve şairidir. Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni'dir.  Süt annesi bir taş oyucunun eşiydi, çocukluğunda çekiçler ve taşçı kalemiyle oynaması onun heykele ilgi duymasına neden olacaktı. Çağdaşlarının gözünde Michelangelo çabuk kızan, sinirli, kendini beğenmiş, alaycı ve aksi biriydi.  Yemeğe içmeye kayıtsızdı, kuru ekmekle karnını doyururdu, iş elbiseleriyle uyurdu, pisti, bakımsızdı. Eserlerini imzalamaktan hoşlanmazdı. Sadece Pieta'da imzası var. Uzun bir sanat hayatı oldu. 9 farklı papa ile çalıştı.  Dehası ve yaratıcılığıyla zamanın çok önüne geçti.  Gelmiş geçmiş en büyük ustalardan biri. Çok yönlü bir sanatçı.  Domenico Ghirdaio atölyesinde fresk yapmayı, Lorenzo de Medici'nin yanında da heykel yapmayı öğrendi.  Şiire de bu dönem ilgi duydu, Dante'den çok etkilendi. Yüzlerce sone ve madrigal (enstrümansız söylenen şarkılar) yazdı.  söyleyişteki içtenlik,

Zoraki Turist

  Zoraki Turist Uçağa bindik neyse sağ salim. Kalbim nasıl da çarpıyor.   Beş kişiyiz, amcaoğlulları, uzak akraba. Ne zamandır bu planı yapıyoruz. Pasaport çıkartmak, seyahat parası biriktirmek için tüm kış okuldan kalan vaktimde garsonluk yaptım.   Bizimkiler içinde üniversiteyi bir ben kazandım. Astronomi okuyorum, gırgır geçiyorlar benimle, mezun olunca yıldız falı mı bakacaksın diye ? O astroloji, ben astronomi okuyorum diyorum, dilim döndüğünce gene gülüyorlar. Mezun olunca ne yapacağımı bilsem bu maceraya atılır mıydım onlarla ? Kalbimin çarpıntısı hala geçmedi, bir şişe su istedim hostesten, on lira dedi. O sandviçler kim bilir kaç liradır? Dün gece hiç uyumadım, sabah kahvaltı da edemedim, hep heyecandan. Bu ikinci uçuşum, daha önce memlekete Mardin’e uçmuştum. Ama uluslararası uçmak daha farklı. Denizden gidiyoruz hep. Bir saat sonra da indik. Odessa İstanbul’a meğer Mardin’den daha yakınmış. Geçtik mi pasaport kontrolünü tur rehberi karşılayacak bizi. Turla geziye çıkma

La Major Kontrbas Konçertosu

  Domenico Dragonetti’nin La Major Kontrbas Konçertosu dolduruyor algımı, çok ustaca çalınıyor, kendi kontrbasımı, çellomu, tüm müzik enstrümanlarımı düşünüyorum, o hoyrat elleri, fırlatırcasına atmalarını beyaz minibüse… İçim acıyor, kekremsi bir kahkaha duyuyorum, ben mi atıyorum o kahkahayı? Aylardır kapalı konser salonları, gece kulüpleri, evde bir başıma, internet paketim bitti, ev telefonum kesildi, kredi kartımın limiti doldu, masraf olmasın diye elektriği bile açmadan, televizyonu açmadan oturdum öylece, sadece müzik yaptım, ertelemeye çalışarak felaketi, bir paket makarnayı 5-6 öğüne bölüp bekledim, erteledim her şeyi. Oteller açık, AVM’ler açık, kongreler yapılıyor, biz de konser veririz, kulüpler açılır diye canımı dişime takıp bekledim, bu sabah karalara bürünmüş, felaket tellalları beyaz minibüsle geldiler, kapıyı açmayınca, çilingire açtırıp, hoyratça evime girip, neyim var neyim yoksa aldılar. Apartmana kesif bir “bana ne zaman” kokusu sinmişti, çıt çıkmıyordu, attım ken

Kadın Olma Hali

Yasakların kalktığı ilk cumartesi(dün) Kadıköy'de 8 Mart " Büyük Kadın Buluşması "  vardı, Bakırköy'den gitmek zor geldi, katılamadım.  "Özgürlümüzü Kazanacağız" sloganıyla toplantıda, "Sokakları terk etmiyoruz, terk etmeyeceğiz, homofobiye, transfobiye, kadın cinayetlerine, erkek şiddetine, tacize, tecavüze, cinsel istismara, nefrete, bizim adımıza konuşanlara, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, canımız pahasına ailenin korunmasına, kadınları yoksullaştıranlara, haklarımıza, hayatlarımıza göz dikenlere, şiddet varsa bile 'boşanmayın çay ikram' edin diyenlere, erkek devlet şiddetine, İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasına, hayırlarımızı duymayanlara hayır diyoruz" açıklamasında yapılmış.  Neyya'dan arkadaşlar mor maskelerle resimler atmışlar, normalleşiyor muyuz olaysız bir 8 mart derken Tweeter'da gör düm, toplantıdan çıkıp taksiye binen travestileri polis durdurmuş, tutuklamış.  Boğaziçi protestolarında da polis LGBTİ avına çık