Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türk Edebiyatında Salgın - İspanyol Gribi

Yoksunlukta Edebiyat projemizin ikinci videosunda İspanyol Gribinde hayatını kaybeden ünlü şair, Sürrealizmin kurucusu A ppollenier'i andık.  Bu videoyu hazırlarken 1918 İspanyol gribinin ülkemizde de büyük bir salgına yol açtığını ve bir çok yazarın bu salgın günlerini kaleme aldığını farkettik. Üçüncü videomuzu o yıllara tanıklık eden Hüseyin Rahmi Gürpınar, Refik Halit Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Cahit Uçuk ve Nazım Hikmet'e ayırdık. Salgınla ilgili yazdıklarını okuduk.   Bu salgın süreci bize tarih tekerrür müdür sorusunu sorduruyor. Ne dersiniz? Tarih tekerrür mü? 

Fitzgerald'dan bir öykü

Luis Sepulveda'yı anıyoruz

Bir Grup yazar olarak Covid 19 günlerinde yani bizim tanımımızla yoksunlukta edebiyatla nefes almaya çalışıyoruz. Okuyoruz, yazıyoruz. Covid 19'dan ölen Luis Sepulveda için bir anma videosu hazırladık. Grubumuz üyeleri Video'da çıkış sırasına göre Işın Güner Tuzcular, Müberra Karamanoğlu, Nalan İncekaya, Zeynep Pınarbaşı ve Özlem Budak. Pandemi ve salgının kişiye edebiyata etkisi konusunda videolar yapmaya devam edeceğiz.

Karl Marx 200 yaşında

Dünya işçi sınıfının teorik birikiminin kurucusu Karl Marx’ın doğumunun bu sene 200.senesini kutluyoruz. Karl Marx 1848 devrimleri sırasında Engels ile birlikte kaleme aldığı Komünist Manifesto ile işçi sınıfı hareketine bir program kazandırmıştı.  Korona günlerinde moderniteden postmodern diye bir on line kursu takip ediyorum.  Modernite bölümünde Karl Marx ve Alienation yani yabancılaşma kitabını tekrar inceleme olanağı buldum.   Üretimle ve işle, işçiyle ilgili görüşleri beni etkiledi  " Farz edelim ki insani olarak bir üretim ortaya koyuyoruz. Her birimiz iki şekilde kendimizi ve başkalarını tasdik etmiş oluruz. 1) Üretimimle ben, kendi bireyliğimi, benzersiz özelliklerimi nesnelleştirmiş olurum ve böylece hem hayatımın bireysel varlığının tadını çıkarmış olur, hem ürettiğim nesneye bakarak, kendi kişiliğimin nesnel, görünür ve şüphesiz olarak var olduğunu bilirim. 2) Sen benim ürettiğim ürünü kullanırken, ben doğrudan bir insani ihtiyacı karşılamış olmanın verdiğ

Emma Benim

1843’te Paris’te yaşayan Alman şair Heinric Heine demiryolunun hayatındaki değişikliğini söyle anlatıyor;   “artık dağların, ormanların Paris’e doğru geldiğini düşünüyorum, Almanya’nın Ihlamur ağaçlarını buradan koklayabiliyorum.” 19. yüzyılın baş döndürücü yenilikleri, keşifleri, Burjuvanın ortaya çıkışı, zenginleşmesi sonucu insanlar ve düşünce biçimi, dünyayı algılama tarzları sürekli değişmektedir. Tüm bu değişimin ortasında 1956 yılında Flaubert Madam Bovary’i yazar. Sanayileşmeye bağlı olarak ortaya çıkan parıltılı modern yaşamın sağladığı yeni olanakların taşraya yansıyış biçiminin, bir kadın üzerinden, ama esasında insan ruhunun ve arzularının dizginsizliğini ifade eden, yeni biçim ve başkalaşımı ortaya koyan olağanüstü bir romandır Madame Bovary. Romanın aşağıdaki youtube videosundan dinleyebilirsiniz.   Ben bu yazıda daha çok romanın önemini aktarmaya çalışacağım. Kimdir Emma? Diye sorulduğunda Flaubert    “Madame B ovary benim!” demişti.  Flaubert’in ke