Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Balat'ta Mezata katılmak..

Lise arkadaşlarımla Cibali, Fener ve Balat sokaklarında geziyor, fotoğraf çekiyor ve sohbet ediyoruz.  Gördüğümüz tüm eskici dükkanlarına, tasarım dükkanlarına da girip, objelere bakıyoruz. Fener Antik Mezatcısının önündeyiz; mezat başlamak üzere, biraz izleyelim diyoruz. Genişçe düz ayak bir dükkan,  15-20 sandalye koymuşlar, her yerde eskiler var. Öyle antikacıya değilde, bildiğimiz eskiciye benziyor. İlk gözümüze  çarpanlar rengarenk, camdan kuğular.  Daha küçüklerinin kolleksiyonu yapardım bir ara.. Biz küçükken ne modaydılar, her evde camdan kediler, köpekler, kuğular, horozlar vitrinde sergilenirdi. Heyecanlıyım, hiç mezata katılmamışım.  Ses düzeninde bir problemi giderip açık arttırmaya başladılar. Bir ahşap palyaço 7 liraya alıcısını buldu, ikinci parça bakır bir maşrapa. Bakır objeleri çok severim. Evde bakır kazanlarım ve eşimin teyzesinden topladığım bakır tencerelerim var. Alsam mı.. 10 lira sadece 10 lira istiyorlar, şimdi gezerken elde de bakır maşrapa, zor. E

BİZANS'IN SON KİLİSESİ ; MARIA MUHLIOTISSA KİLİSESİNDE

Kırmızı mekteple, Yuvakimyon lisesi arasında gösterişsiz küçücük bir yapı, içerisi de loş, sık açılmadığından küf kokuyor, kiliselerde genelde halı olmaz ama bu kilisede eski, püskü halılar serilmiş yerlere. Doğu Roma İmparatorluğu zamanından beri kilise olarak kullanılan tek mabet olması nedeniyle daha fazla ihtişam beklediğimizden sanırım bu halılara çok şaşırıyoruz.  Kilise bekçisi ketum bir adam, ağzından zorla bir iki kelime alabiliyoruz. “Niçin Moğolların Meryem kilisesi ?” dediğimizde; “prenses Mogollara gelin gitmiş"  diyor kısaca.   “Kanlı kilise de diyorlar, niçin?” diye soruyoruz, “İstanbul Mücadelesinde en çok kan burada aktı da ondan,” diyor ters bir şekilde. Cesaretimi kaybetmeyerek duvarlardaki İkonaları soruyorum. En az 650 yıllıklar cevabını alınca tüm sorularımı unutup, o ikonaları tek tek uzun, uzun, hafızama kaydederek ve hayranlıkla seyrediyorum. İkonaları yapan, kiliseye asanları hayal ediyorum. Bu kilisede dua edenleri, vaftizleri, düğü

Portakal Ağacında Oturan Kadın

Marquez'in Benim hüzünlü orospularımdan sonra okuma yolculuğumuza bir Güney Amerikalı kadın yazarla devam etmeye karar kılmış, Isabelle Arlen'de okumayı düşünürken, Çetin'in Portakal Agacında Oturan Kadın'ı okuyalım  önerisi ile rotanımız değişti. Nikaragua'lı Gioconda Belli'yi hiç duymamıştım. Yeni bir yazarla tanışmanın heyecanıyla okumaya başladım. Nikaragua da Sandinista Gerillaları ve devrim hakkında az bir şey duymuşluğum dışında, hiç bir şey bilmediğim bir ülke.  Üst orta sınıf mensubu İspanya'da okumuş bir kişi Belli, daha sonra sınıfını ve varlığını terk edip gerillalar saffına katılmış. Roman kahramanı İtalya'da okumuş Mimar Lavinya gibi.  Romanın konusunu ve uslubunu sevdim. Lavinya'nın çalıştığı mimarlık şirketinden arkadaşı biraz gizemlik, karizmatik mimar Filipe'ye aşık olmasını gülümsemeyle okurken, bir başka hikaye de ilgimi çekmeye başladı, yüzyıllar sonra Lavinia'nın bahçesinde bir portakal ağacı olarak hayata dönen

ESKİLER TEKNOLOJİYİ ‘AKSANLI’ KONUŞUYOR ; Bir Dijital Göçmen olmak

Geçen gün kahvaltı sonrası salonda oturuyorum, eşim her sabah olduğu gibi açık radyoyu açmış ama odasına gitmiş, ben de bir şeyler okuyorum, programı dinlemiyorum, neden sonra fondaki konuşmalar ilgimi çekmeye başladı.  Yaşamımızda teknolojinin yeri, teknolojiye hakim olmak, teknolojiyi bilmek, kullanmak, Dijital Göçmenler ve Dijital Yerliler hakkında konuşuluyordu.  Matruşka gibi bir kavram. Açıldıkça neler dökülüyor.. İş için dosya dolusu evrak ve kol çantasında kitap, not kağıdı ve kalem taşıyanlara Digital Göçmenler,   Bilgi taşıma ve aktarma işlevini usb ile yapanlar Dijital Melezler), Tüm verileri Dropbox’da biriktirip  dizüstü bilgisayarına, harici bir belleğe     ya da çantasına ihtiyaç duymayanlar  da  Dijital yerli deniyormuş. 2000 yılından önce doğan herkes Dijital Göçmen dedi konuşmacı. Bozuldum. Teknoloji konusunda okur yazar sayarım kendimi;  e-kitap okumayı severim, artık gazete pek almıyoruz eve -ancak sözcü'ye, Cumhuriyet'e destek olalım diye