Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Grafitti -Pera Müzesi

Sokağın sanatı geleneksel sanata alternatifler üretiyor. Graffiti, şablon, sticker yapıştırmaca, poster asmaca, mozaik, sokak enstelasyonları...  Pera Müzesi Grafffiti  Hepsi görsel ama aynı zamanda anarşist, aktivist, mesaj içerikli. Sergilemek, satmak kaygısıyla da yapılmıyor.  Pera Müzesinin içinde Grafiitiler, sokak, Fransız yer altı mezarları, işçi ölümleri protestoları sokaktan Pera Müzesine taşınmış .   Sokak canlı, sokak cıvılcıvıl, sokak asi ve sokak yaşıyor. www.peramuzesi.org.tr

İt Kopuk Takımı -Jennifer Egan

 "Emerald City" adlı öykü kitabını  Nişantaşı Remzi'de indirimli reyonunda bulmuştum.  11 hikayenin hepsi Çin, Bora Bora, Tahiti gibi yerlerde tatilini geçiren genelde zengin insanlar, özellikle kadınlar hakkındaydı.   Hayal ettikleri seyahatlere çıkan ve aslında mutlu olması gereken bu insanların pişmanlıkları, yanlızlıkları beni sersemletmiş, s eyahat seven biri olarak, hikayeleri biraz da dehşetle okumuştum.   Boşanıp, dünya turuna çıkan bir kadının Çin'de doğum gününü kutlamamaya çalıştığı bir öykü var kitapta, gerçekten yanlızlık duygusu bu kadar mı iyi anlatılır. Hikaye yazmaya niyet ettiğim bu yaz tekrar okudum öyküleri. Sade ve akıcı dili, anlattıkları kadar anlatmadıkları ama anladıklarımızla muhteşem bir kurgu. Sonra da yazarın son romanı  İt Kopuk Takımını okudum. İngilizce orijinal adı " Visit from the Goon Squad". Her bölüm bir küçük hikaye ve tüm hikayeler birleşip roman oluyor.  Karakterler1970'ler ve 2000'ler arası

Gecede- Leyla Erbil

Istanbul Caddesi üzerindeki İşbankası Kültür Yayınları kapanmıştı. O ara çok üzülmüş, "Kabalcı'da kapandı, Bakırköy'de kitap okunmuyor herhalde," demiştim.  Sonra unuttum gitti... Bugün eskiden ofisimin de olduğu Yakut Sokak'ta yürüyorum, köşede büyük bir İşbankası şubesi var,-önünden binlerce kere geçmişimdir- ve bu şubenin yanında İşbankası Kültür yayınlarını gördüm. Büyük bir şaşkınlık yaşadım. Ne zaman açıldı? Niye daha önce görmedim? Hemen içeri girdim. "Ne güzel kapandı diye üzülüyordum." Dedim. Görevli güldü. "Geçen mayısta Istanbul Caddesi şubesini kapatıp, haziranda burayı açtık."Dedi. Bakmak ve görmek konusunda sorunum var cidden :) Neyse girdim ve ne zamandır almak istediğim "Gecede" öykü kitabını aldım. Leyla Erbil'in şimdiye kadar sadece "Karanlığın Günü" kitabını okumuştum. Çok bildiğim bir yazar değil. Geçen ay "Leylim Ley'i" okudum.  Ahmed Arif'i bu kadar etkiley

Sokak Kedileri

Bu aralar mahallede sokak kedileri çoğaldı. Yenimahalle Doğum Hastanesi boşaltıldığından beri orada dişi kediler rahat doğurup, bebeklerini özellikle araba altında kalmaktan koruyorlar.  Hastaneden başını uzatan tüm bu cılız kedilere arada bir yemek veriyorum. Migrostan hindi sosisi alıp, dolaba koyuyorum - kuru mama veren hanımlar var, genelde sabahları dolaşıp, köşelere kuru mama koyuyorlar- aşağı inerken birer ikişer alıp,  kedilere veriyorum. Dün hastane duvarının üstünde tek bir kedi vardı, gözünün hemen yanına tırmık yemiş, tüyleri dağınık beyaz kırması bir genç kedi.  Sosisi görünce nasıl sevindi, zevkle yemeye başladı. Daha cılız, mızmız görünümlü bir tekir belirdi arkasında. Ona da sosis verdim, mırın kırın etti. Aklı öteki kedinin yediğindeydi. Sevinçle ne yiyiyor o öyle diye meraktan kendi sosisini yiyemedi. İlk kediye iki parça daha verdim bende. Kedilerde insanlar gibi. Bazıları verilenle mutlu oluyor, o anı yaşıyor. . Diğerleri " bu mu yanı? Bununla mı mutlu

Dalga - The waves

Şile Mendirek -Işın Güner Tuzcular DALGA Mesut sanmak için kendimi Ne kağıt isterim,ne kalem Parmaklarımda sigaram Dalar giderim mavisinden içeri Karşımda duran resmin.. Giderim deniz çeker Deniz çeker,dünya tutar İçkiye benzer birşey mi var Birşey mi var ki havada Deli eder insanı,sarhoş eder? Bilirim,yalan,hepsi yalan Taka olduğum,tekne olduğum yalan Suların kaburgalarımdaki serinliği İskotada uğuldayan rüzgar Haftalarca dinmeyen motor sesi Yalan…. Ama gene de Gene de güzel günler geçirebilirim Geçirebilirim bu mavilikte Suda yüzen karpuz kabuğundan farksız Ağacın gökyüzüne vuran aksinden Her sabah erikleri saran buğudan Buğudan, sisten,ışıktan,kokudan… Ne kağıt yeter ne kalem Mesut sanmam için kendimi Bunların hepsi…hepsi fasafiso Ne takayım, ne tekneyim Öyle bir yerde olmalıyım Öyle bir yerde olmalıyım ki Ne ışık,ne sis,ne buğu gibi İnsan gibi….  Orhan Veli _Dalga 

Otobüsün Götürdüğü Yere Git -3- Üsküdar Şile Otobüsü

Şile-Mendirek Fener Temmuzda çok sıcak bir gün, yazı evine gitmeye çalışıyorum. Deniz Otobüsü saatleri uymuyor (Özellikle yaz ayında çok seyrek Bakırköy-Kadıköy Deniz Otobüsü) istemeye istemeye ve birazda korkarak Marmara ray istasyonundan trene biniyorum. Yanıma rengarenk  baş örtüsü, giysileri ile akide şekeri gibi bir kız oturuyor. Ayakta duran iki uzun boylu, bıyıklı turiste hararetle ve epey de iyi bir İngilizce'yle yardım etmeye çalışıyor. Adamlar biraz mesafeli ama o "hayır, yok oradan otobüs, hiç duymadım, gidemezsiniz falan " diyor. Kulak kabarttım. Turistler Üsküdar'dan Şile'ye giden belediye otobüsleri var diyor, kız yok hiç duymadım diyor. Müdahale etme gereği duydum, birden İngilizce "otobüs var yani 20 yıl önce vardı. Ben binmiştim" deyince, kız bir irkildi. Turistlerle İngilizce konuşmaya çalışanlar, çevrede başkalarının da yabancı dil bilebileceğini nedense hiç düşünmez, biri konuşunca hayret ederler. Kız ile arada Tür