Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Metin Erksan'ın Beş Hikayesinden Biri : Tanpınar'ın Geçmiş Zaman Elbiseleri

B aştan aşağı, üstünde küçük sırmadan koncalar ve yıldızlar serpilmiş mavi kumaştan, ninelerimizin gelin oldukları zaman giydikleri cinsten bir eski zaman elbisesi giymişti. uzun kumral saçları iki örgü ile arkasına atılmıştı, çıplak bileklerinde bir zamanlar trabzon taraflarında yapılan ince, telkari altın bilezikler vardı ve belini yine aynı işten geniş bir kemer sıkıyordu. ayaklarına gülkurusu renginde küçük pabuçlar giymişti ve bu küçük renk değişikliği bütün hüviyetinden akan mavi senfoninin içinde küçük ve mesut bir nota değişikliği gibi göze çarpıyordu. (yk yay., 2003, s.70) Geçen akşam atölye ödevim olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Geçmiş Zaman Elbiseleri" hikayesini okuyorum, gözümün önüne sahneler gelmeye başladı. Ben bu hikayenin filmini seyretmiş miydim? Ufak bir araştırma sonucunda Metin Erksan'In beş hikayesine ulaştım. 1974 yılında İsmail Cem'in yönettiği bir TRT vardı ve o TRT önemli yönetmenlere Türk Edebiyatından filmler çektirirdi. Be

Anna Kavan, Sürrealist Roman

Yazı Evinde Renkli Yaşam Atölyesinde ki  son kitabımız Kör Baykuş , Sadık Hidayet'in kitabını ben geçen yıl okudum ama Kör Baykuşa tek okuma yetmiyor. Grup içinde okurken ilk okumada fark etmediğim bir çok ayrıntı fark ediyorum. Benzer yazarlar diyor Fusün, aklıma Anita Desai geliyor, yıllar önce okuduğum kitabını evde arıyor ama bulamıyorum. " Cry the Peacok ".  Yok, kimseye de vermedim ama yok... Aramalarımda   Anna Kavan 'ın Uyku Tanrısının Evi kitabını buluyorum, kütüphanemin bir rafında. Yıllar önce okumuştum, uyku, gece, gölge, rüyalar .... Tekrar okumaya başlıyorum. Bir rüya, bir anlatı gidiyor kitap. Önsözde söyle yazılmış, Uyku tanrısının evi bireyin gelişimindeki belli aşamaları gece diliyle anlatıyor. Bu dilin açıklanmaya gereksinimi yok; rüyalarımızın dili, çocukluğumuzun dili bu.

Bahar Lalesiz olmaz

Emirgan'da köşkler tıklım tıklım, koru hafta ortası bile boğucu bir kalabalıkta. Bir de arabalara izin vermişler. Yine de laleleri çektim. Bahar lalesiz olmaz.

Fatih'te Beethoven Apartmanı

Fatih Kadınlar Pazarının ortasında satıcıların arasında kalmış bir eski apartman. Belli ki yapıldığı zaman çok şık bir binaymış. Gün görmüş olduğu her halinden belli.   Adı beni meraklandırdı. Betoven Apartmanı. Sahibi klasik müzik mi seviyordu? Yoksa bir sanatçı mıydı?  Neydi O Bir Zamanlar -Atilla İlhan  istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar  sanki gençliğime doğru yaşlanıyordum  çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar  hangi yanıma dönsem seni bulurdum  içimdeki lambanın kırıldığı anlar  istanbul ve sen / sırılsıklam yaşananlar  yanardöner bir ayna yeniden ruhum  çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar  gözlerinin sisinde sevdalı bir yolcuyum  hayal meyal gemiler dumanlı ilkbahar  istanbul ve sen / ikinizden kalanlar  tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum  çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar  rüya mıdır gerçek mi kendi kendime sorduğum  istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar

Otobüsün Götürdüğü Yere Git

Dün Bakırköy - Boğaziçi otobüsüne binip, boğazda Erguvanlar  fotoğrafı çekmek için evden çıktık. Mezunlar Derneğine de uğramam gerekti. 10:40 otobüsüne binmek için kaymakamlığın önüne yürüdük. Kötü bir sürpriz bizi bekliyordu. Otobüs saatleri değişmiş ve 11:20'ye kadar Boğaziçi'ne sefer yoktu. Ne yapalım derken yine aynı duraktan kalkan Yeşil pınar otobüsüne bindik. Neresi bu Yeşil Pınar? Adını İlk kez duyduğum bir semt. Son durağa kadar gidelim dedik. Sabah saatinde otobüs çok tenha ve güzel bir yolculuk yaptık. Güzergah üzerinde 1453 müzesi, Şehitlik, Eyüp, Haliç'ten geçtik. Özellikle Eyüp ve Haliç kıyısında çok keyifli bir yolculuktu. Sonra otobüs Alibeyköy'den geçti, Yeşilpınar sınırlarına geldik. Geçen yıl Vialand diye bir eğlence alışveriş merkezi açılmıştı, bu merkez Yeşilpınar'daymış. Bakırköy'den bizimle binen gençler Vialand'a yakın bir yerde indiler, biz devam ettik. Alibeyköy'den itibaren dağ taş yeni yapılan sitelerle dolu, iç içe bi

Fatih Kadınlar Pazarında Büryan Kebabı, Ütülü Kelle, Suriye Lavaşı

Epey oluyor televizyonda gördüm Büryan kebabını. Fatih Kadınlar Pazarında bir restoranda Vedat Milor iştahla Büryan Kebabı yiyordu. Yeni bir yemek değil, Bakırköy Gelik bile yapıyor biliyorum ama ben hiç yememiştim. Vedat Milor çok övünce hem otantik bir yerde yemek yer, hem bu tarihi mekanları gezer, hem de  fotoğraf çekeriz diye plan yaptım. En sonunda geçen hafta  bu planımızı gerçekleştirdik. Fatih bozdoğan kemerinin altından başlayıp, Zeyrek sınırına kadar uzanan bir alan kadınlar pazarı. Bakırköy-Taksim dolmuşuna binip, su kemerlerinin altında indik. Önce parkı gördük. Bakımlı, hoş bir park. Sonra kemerin arkasındaki meydana çıktık. Buraya  Siirt pazarı da deniliyor. Güneydoğudan getirilmiş ürünler satılıyor. Ne kadar çok kasap var. Dışarıda bağırsaklar satıyorlar, bazı dükkanların önünde kara sinekler içinde sakatatlar. Yıllar önce gittiğim Mardin sokaklarını hatırladım. Etler sokakta, bu hem hijyenik olarak hem de görüntü olarak beni rahatsız etti. Kasap dükkanının camın