Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dublin, Cezayir, Joyce, Camus, Kentler ve Gölgeler

Dublinlileri bitirdikten sonra bir arkadaşın önerisiyle Kentler ve Gölgele r programının Dublin bölümünü seyrettim, James Joyce Dublin'den fiziksel olarak ayrılsa da ruhu hep orada kalmış. Her kitabında Dublin var. Dublin'de ise pek sevilmiyor. Eski bir genelev sokağına adını vermişler. Çok sevgiyle de söz etmiyorlar. Aynı şey Camus içinde farklı nedenlerle olsa da geçerli. Camus aslında bir Cezayirli. Orada doğmuş, büyümüş, romanlarında  Cezayir var ama Cezayir halkı tarafından sevilmiyor ve Cezayir'de adına hiç birşey yok. Tek bir çıkmaz sokak bile.  Ülkelerine yabancı yazarlar... Camus'un  Kızı Catherine'in anlattığına göre Camus bir gün siyasi tartışmalardan dolayı eve oldukça  üzgün döner. Catherine Camus, babasına üzgün olup olmadığını sorunca babası "hayır" der, "üzgün  değilim, sadece yalnızım." Camus, yıllar önce yalnız olduğundan şikayet etmekteydi.  Hiçbir yere  tam anlamıyla ait olamıyordu. Fransız değildi, Cezayir'de kab

Bogaz'dan Estanteneler - Photos from bosphorus cruise (İstanbul)

Işın Güner Tuzcular-Tekneden Kule Ama şu Kızkulesinin aklı olsa.  Galata  kulesıne varir. Bir sürü çocukları olur Bedri Rahmi eyüpoğlu

ESKİCİ RUHUM

Ruhum eskici benim galiba. Geçmişe ait ne bulursam alır, eve getiririm. Yaşlı akrabaların evlerinde, arkadaşların akrabalarından, Üsküdar, Kadıköy, Topkapı bit pazarlarından topladığım objelerimi evin değişik yerlerine yerleştiririm. Bakır tencerelerim, ahşam mobilyalı barometrem, Ercan'ın büyük, büyük annesinin Üsküp'te gecelerini aydınlatan zarif gümüş süslemeli gaz lambası, kolalı dantel etekleri olan bisküvi porseleni bebeklerim, yüksüklerim, topçu subayı büyük dedemin toporafya nişanı ve daha dolaplarda, kütüphanelerde, masalarda duran eskiye dair eşyalar. Kimbilir hangi geceleri aydınlatmış Bir ara merak sarmıştım Kadıköy bit pazarından eski radyo topluyordum. 1910 yılına ait bir Saga radyom vardı, çok meraklıyım diye eski radyolar konusunda uzman olan bir arkadaşımız bana onun özel hoparlör bezlerini bulmuştu, radyoyu çalıştırmıştık. Ne güzeldi. Tüplü bir radyoydu, istasyon aranan kocaman bir düğmesi vardı. Ahşap mobilyası ne zarifti.  Radyolar çoğalınca yer bu

ÇANTAM ve JAMES JOYCE

Çantamın çeşidi ve içindekiler mevsimlere göre değişir. Yazları mor renkli Dekatlon'dan aldığım sırt çantamı kullanırım ve içinde cüzdan, anahtar, akbil, telefon, kitap  gibi elzem şeylerin dışında yelpaze, güneş kremi, gözlük, şapka, su, kolonya vs. olur. Kışları palto üstünden sırt çantası takınca rahat edemiyorum ve omuz çantası kullanıyorum. Çantam küçülünce eşyalarım da azalıyor. Elzem eşyalarımı yerleştiriyorum içine genelde.  Bir de aklıma gelirse ve o gün kullanacağım çanta büyükse küçük fotoğraf makinesi, defter, kalem falan koyuyorum.  Soğuksa eldiven, şal da aldığım oluyor. Ruj koymaya hep niyetleniyor ve unutuyorum. Saçlarımı kestirdiğimden beri tarak ta koymuyorum. Çarşamba günleri James Joyce dersi için bir de kocaman resim defteri eklenince ne yapacağımı şaşırdım, çantama her şey sığmadı, bir de yanımda bez bir çanta taşıdım. Aklıma briçteki bazı yaşlıca hanımlar geldi, hep bir süslü bez çantaları da olur yanlarında. İçinden topuklu pabuçları çıkarır, yürüyüş a

Keyifsizdim ben dün gece

Bazı günler nedense iyi gitmez. Ufak tefek aksilikler büyür, büyür günü karartır.  O günlerden biriydi işte.  Bir gece önceden nohut, pilav yapmıştım, bizimkilere. Etrafı da toparladım.  Rahat, rahat evden çıkmak, akşam akşam yemeği hazırlamak için koşa koşa eve gelmek istemiyordum. Her zaman ki gibi Taksim dolmuşuna binip, Şişhane'de aktarma yapmak yerine, yeni açılan Yenikapı Metrosunu denemeye de  kararlıydım. Önce Kazlıçeşme Marmaray istasyonuna gitmek için Minibüse bindim, tüm Zeytinburnu'nu gezdirdi minibüs ve  tam yarım saate Kazlıçeşmeye ulaştı. İlk aksilik buydu sanırım ama fazla önemsemedim, evden erken çıkmıştım nasılsa. İstasyonda turuncu görevli yeleği giyen adamlar bangır bangır “Recep Tayyip Erdoğan” diye bağıran bir şarkı çalıyor ve sanki kendilerine laf atacak birini alıyorlardı, şarkı kulaklarımı tırmalasa da hiç üstüme alınmadım. Yenikapı'da aktarma yapmak için önce merdivenlerden yukarı  sonra  tekrar aşağıya inmek gerektiğinde de şikayet etmedim