Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Etajer - Kısa Hikaye (Ya da çok Uzun)

Eski çok eski gül ağacı etajerin çekmecesini paslı anahtarla açtılar. Kırık gözlük, bozuk Nacar saat, mürekkebi akmış okunmayan Venedik kartpostalı, beyaz tek eldiven, sedef düğme... 80 yıllık bir bir yaşamdan arda kalan. Eksik yaşlanıyor, yok ölüyoruz.

Eski Ev

Geçerdim o eski evin önünden Penceresinde otururdu bir ihtiyar kadın Balat - Işın Güner Tuzcular Coşardı rüzgar. Sahilleri döverdi dalgalar Geçerdim o eski evin önünden Fersiz gözlerle  ufuklara bakardı kadın Tahta evin penceresinden. Ak aktı saçları senelerle yıpranan Duyardı sesini rüzgarın, denizle oynayan. Sonsuz şarkısını söylerken rüzgar Denizde raks-eder dalgalar Eminim ki hep bakar kadın Karşı tepelerden mesut ve sakin dalgalara Tülin Kızıltan Güner 

Evrende Bir Küçük Su damlası

Bir yağmur damlası gökyüzünden Yeşil yapraklarla çevrili göle düştü Ve Halkalar sonsuz bir müzik gibi... Denizde bir martı çığlık çığlığa Tanıyorum onu çocukluğumdan... Deniz köpüklerinde deniz kızları Uzay şarkıları söylüyorlardı Sivri taşlara çarpacak gemim Zamanın uzayında kaybolacak Ne kadar hızla çarpıyor kalbim Dünya kurulalı beri... Her gün her saati yaşadım Her mısrada, her sayfada vardım Acısını duydum kış rüzgarlarının Denizciler için Poseidon'a yalvardım Baharda uçtum yine göklere Eyüp-Işın Güner Tuzcular Kuşlar gibi özgür maviliklere Nasılda parıldıyor yıldızlar Bu sonsuz evren, bu mutluluk Bu sonsuz acı, bu umutsuzluk Bir bütün hepsi... Eski ve yeni tüm saatleri günün Evrende bir küçük su damlası Nasıl ulaşırsa kaynağına Yeşil yapraklarla  çevrili suda Dün ve yarın uyuklamakta Ve zaman durmayan bir müzik gibi Duyularla beraber kaybolmakta... Tülin Kızıltan Güner Not : Annemin bugün ölüm yıl dönümü, 24 Ocak'ta doğum günü.. B

Geçmiş Zaman Samatya'sında "Bir Yaz Gecesi Rüyası"

Samatya'da bir ara sokak foto: Işın Güner Tuzcular Işın Güner Tuzcular Saat beş buçuğa geldiğinde Oya, küçük müşteri temsilcisi bankosunda kıpırdanmaya başlamıştı, müşterisi emekli ekonomist Cevdet Bey bütçe açığı ile ilgili değerlendirmesini bitirip son altı ayın işsizlik verilerini yorumlamaya başlamıştı. Oya gülümsemeye çalışarak yaşlı adama bilgisayar çıktısını uzattı, imzasını aldı ve kibar ama pek istekli olmayan bir ses tonuyla ‘bir çay içseydiniz bari’ dedi. Cevdet Bey her ay dükkanının kirasını alınca gelir, A tipi IMKB 30 fonu alır, Sanayi Kalkınma Bankasından emekli olduğunun altını çizerek ekonomik değerlendirmeler yapardı. Oya dikkatle dinliyormuş havası vermek için arada başını sallardı. İşlemi bitirir bitirmez de sonraki müşteri için hemen butona basardı ama o gün yaşlı ekonomist, son müşteriydi ve konuştukça konuşuyordu. Biraz sonra genç müşteri temsilcisinin yardımına güvenlik görevlisi Hasan yetişti, kibarca son kalan müşterileri de bankadan çıkarttı.

Mektup ya da her gün başka kelime

HER GÜN BİR KELİME Bu aralar Yazıevi üyeleri her gün 6 dakikalık yazılar yazıyorlar.  Her gün bir kelime. 6 dakikada yaz aklına geline. Sevgili, Mektup, Oluyor.  Yok ama ben de olmuyor.... Ben sevdiğim bir kelimeye takılıyorum, orada kalıyorum. Düşünüyorum. Araştırıyorum, okuyorum. Mektup benim içim öyle bir kelime. Uzun uzun üzerinde düşünülecek, araştırılacak belki sonra bir çok şey yazılacak... Olmuyor ben her gün başka kelimeyle ilgilenemiyorum.  Bugün hala mektuptayım ve çıkamadım.  Marguerite Duras'ın Yeşil Gözler kitabındaki mektupları okuyorum bu gün ve hepsi öyle çarpıcı ki... Olmuyor... Ben Mektuptan çıkamıyorum.  :)