Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İsa Ebolide Durdu

Carlo Levi'nin  kitabı Türkçe'ye İsa bu köye uğramadı adıyla çevrilmiş. Kitabı baz alarak çekilen filmin adı ise İsa Eboli'de durdu.   Bir politik sürgünün İtalya'da ücra bir köydeki yaşamının anlatan bir kitap. Şiirsel bir dili var ve insanı içine çekiyor. Okurken aklıma önce Yakup Kadri'nin Yaban kitabı geldi, Fakir Baykurt'un kitapları geldi. Fakir İtalyan köylüleri ve Anadolu köylüleri arasında benzerlikler buldum. Sonra Yaşar Kemal'in Çukurovası'nı düşündüm.. Kitabın dilinin gücünden olsa gerek Mehmet Yasin ve Nedim Gürsel romanın geçtiği Garliona çevresinde Levi'nin izini sürmüşler. Milliyet'ten Zeynep Özakat kitabı söyle anlatmış: Italo Calvino ve Jean-Paul Sartre’ın önsözlerini yazdığı roman, tam anlamıyla dönemin karanlık Avrupa ’sı ve İtalya’sına ışık tutuyor. Dönemi anlatmakla yetinmeyip ailelerin ve küçük köylerin yaşananlardan nasıl etkilendiğini de aktarıyor, okuru simgelerle süslenmiş entellektüel bir yolculuğa çıkarıyor.

Tayyare Apartmanları ve Lalelim

Tayyare Apartmanları ve Lalelim   Ankara serüvenini kapatıp, tekrar ve temelli İstanbul’a yerleştiğimiz ilk yıllarda, yani 1980’lerde Laleliye gidip, Tayyare Apartmanlarını gezmiştim. 1918 büyük yangınında evleri yananlar otursun diye yapılan, ama sonradan Türk Hava Kurumuna bağışlanan İstanbul’un ilk betonarme binası, Mimar Kemalettin’in tasarladığı bu güzelim yapı, çok fakir insanların yaşadığı, bakımsız, hüzünlü bir mekândı.  İçim acımıştı. Oysa babaannem coşkuyla söz ederdi bu apartmanlardan. İkinci dünya savaşının son günlerinde, o zor şartlar altında halam Tıp Fakültesinde okusun, doktor olsun diye küçük birer ilkokul öğrencisi olan babamı ve amcamı da alıp, Ceyhan’dan İstanbul’a gelmişti. Dedemin itirazlarına rağmen Lalelide Tayyare Apartmanlarında bir daire kiralamıştı.  Hastalanıp, tedavi için Ankara’da bizde kaldığı yaz, arada Laleli günlerini anlatırdı keyifle.  Blokların ortasında çok güzel bir iç avlu olduğunu, bu avluda kat, kat üstü kapalı balkonlar o

Kitaba Ne gerek var

Kitaba ne gerek var, al ayçiçeği otur bir banka boş, boş, çitle. Gün geçsin, yıl geçsin, ömür geçsin. Yitirilen ve kapanan kitapçılar anısına. Aylak adamı okurken kahramanın hep Haşet'e girip kitaplara bakmasını imrendim. İstiklal Caddesinde en sevdiğim yerlerden biriydi, Haşet Kitap evi . Yanında Dünya Kitapçısı (daha sonra açılmıştı), Türk Alman Kitabevi vardı.  Yan, yana 3 güzeller. Şimdi sadece Türk Alman Kitap evi var. O da küçüldü, renksizleşti. Haşet kaç yıldır yok yaşamımızda??? Aniden Aylak Adam'ı okurken yokluğunu hissettim . Bir derin boşluk. Ya Osmanbey'deki Sander kitabevi, Elmadağ'daki Hitit Kitabevi. Hitit Kitabevine bakacağım bahanesiyle Taksim'den Elmadağ'a yaptığım o yürüyüşler... Eskilerin yeri doldurulamazsa da yeni kitap-evleri de var sevdiğim. İstiklal Caddesinde Robinson, Mefisto ve İnsan Kitap'ı seviyorum.   Kırmızı kedi 'ye bayılıyorum.:))  D&R bana sevimsiz geliyor. Kitap süpermarketi bana göre değil.