Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DORIAN GRAY'DE SATIR ARALARINI OKUMAK:

Kitap kulübümüzün 2. kitabı Dorian Gray'in portresiydi ve ben uzun süredir hakkında bir yazı yazamadım. Kolay okunan ama kolay anlaşılamayan bir kitap bence Dorian Gray.  Çok yakışıklı, masum suratlı Dorian Gray'in ebedi fiziksel güzellik ve fiziksel hazlar peşinde koşarken bir canavara dönüşmesi olarak bu kitabı özetleyemeyeceğim.  Bence kitabın ana karakteri Lord Henry. Onun düşünceleri Dorian'ı şekillendiriyor. Lord Henry,  Oscar Wilde'nın kendisi. Yazar yaşam ve sanat hakkında tüm düşüncelerini Lord Henry'nin kimliğinin ardında gizlenerek bizimle paylaşıyor.  Toplumun iki yüzlülüğü,çıkar evlilikleri, toplum kuralları, farklıyı dışlaması, dış güzellik ve kudrete tapma hep Lord Henry'nin konuşmalarında kritize ediliyor.  Dorian'ı Lord Henry ile tanıştırmak istemeyen  ressam Basil, Lord Henry için " bütün arkadaşları üzerinde kötü bir etkiye sahiptir" diyor (sayfa 29)  Lord Henry ise arkadaşlarının üzerinde etkisi hakkında şöyle düşünüyo

Istanbul Yazıları

Eyüp Yazısını bitirdim.  www.istanbuluyaziyorum.com 'da da yayınlandı.  Her yazımda farklı bir teknik deniyorum. Samatya'da bir hikaye, Üsküdar'da bir anı yazısı, Eyüp'te ise bir gezi yazısı yazdım. Yazıları okuyan arkadaşlarım en çok hikayemden etkilenmişler. Sulukule-Balat konusunda da hikaye yazmaya karar verdim. Kafamda yavaş yavaş kurguluyorum... Işın Güner Tuzcular 2013-Eyüp http://www.istanbuluyaziyorum.com/index.php?option=com_content&view=article&id=399:eyuepten-kareler&catid=74:eyuep&Itemid=80#.UUmcfRejeSo Arnavut kaldırımı döşeli dar yoldan, mezarların arasından ilerleyerek meydana ulaşıyorum. Eyüp Sultan tüm görkemiyle karşımda beliriyor.  Meydandaki satıcıların yanından ilerliyorum, ölüm yerini yaşama bırakıyor, oyuncaklar, elma şekerleri, pamuk şekerler, renk renk örtüler, tespihler, hurmalar ve misvaklar. Bu renk ve koku cümbüşü bitince türbeler başlıyor. Yeniden ölümün şehrindeyim. Sabahki cellât mezarları maceramın da verdiği

Son okuduğum kitaplar

Bu aralar az yazıyor ama çok kitap okuyorum. Birden fazla kitabı da aynı anda okuma gibi bir huyum olduğu için kafam da karışmıyor değil:)) Geçen hafta dolmuşta Taksim'e giderken, kafede oturuken, orda burada  bir Meksikalı yazar Mario Bellatin'in Çin Daması kitabına başladım, küçük bir kitaptı ve bir çırpıda okurum diye düşünmüştüm. Güney Amerikalı yazarları da oldum olası severim ama Bellatin çok farklı yazıyor. Bir süre sonra dolmuşta okuduğum bölümleri yeniden okudum. Üzerine düşündüm. Hala içinden çıkamadığım cümleler var. Çok sade bir dille sanki sıradan,  sıkıcı ve çok olağan şeyler yazıyormuş gibi görünen ve cümleyi okuyup, tekrar okuyup nasıl yani? diye düşündüğünüz bir kitap.  Önce baş kahraman yaşlanmakta olan başarılı jinekololoğun iç sıkıntılarını anlatılıyor diye sakin sakin okumaya başladığım kitap inanılmaz bir orta sınıf eleştirisi haline dönüştü.Sonra ürpetici bir hal aldı.  İçinde barındırdığı sembolleri, yalın anlatımıyla kısa, vurucu ve klasik olmaya ada

Muharebe yaşamadan muharebedeymiş gibi ölmek mi acaba hayatın anlamı? Dino Buzatti -Tatar Çölü

Muharebe yaşamadan muharebedeymiş gibi ölmek mi acaba hayatın anlamı?  Kitap kulubümüzü kurduğumuz ilk gün Pınar'ın önerisi ile Dino Buzatti'nin Tatar Çölünü  ilk kitabımız olarak seçtik. Tatar çölü ile ilgili yazı yazmak için tekrar interneti tarıyorum.  Ali Ural'ın yazısını seviyorum en çok. Sevdiğim bölümü ekleyiveriyorum yazıma:  "Hayır Giovvani Drago gibi bir eylül sabahı evimi terk edip Bastiani Kalesi'ne doğru yola çıkmadım. Buzzati'nin Tatar Çölü valizimdeydi uçağım düştü. Valizden fırladı kitap. Drago çölü gördüğünde büyülenmişti. "Drago bu dünyayı 'çölü' daha önce nerede görmüştü? Düşünde mi görmüştü, eski bir efsaneyi okurken mi kurmuştu?" Ben çölümde düşü görmemiştim. Leyla ile Mecnun dışında bir çöl efsanesinden haberim yoktu. Fakat hakiki çölü görmek için şehir dışına çıkmış, sahrada sırt üstü yatmıştım kumlara. Yıldızları hiç böyle görmemiştim ben. Ne kadar parlak! Gözlerim kör olacaktı. Aradaki mesafe git gide daralıyordu.