Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir daha geldiğimde yine yerinde bulur muyum?

Bir daha geldiğimde,  yine yerinde bulur muyum? YÜ REKTEKİ KORKU  Savaş Ay İstanbul Kahvelerinin kitabını yazmış. Kitabında  İstanbul'un ilk kahvehanelerinin 1550'lerde Halepli Hakem ve Şamlı Şems tarafından Tahtakale'de açıldığını yazıyor. Zamanla edebiyat, semai, yeniçeri, tulumbacı, karagöz, çalgıcı, meddah, esnaf kahvehaneleri oluşmuş.   Kitapta, Samatya'daki 70 yıllık Arap Derviş'in Kahvehanesi'nden Cihangir'deki Firuz Ağa Camii'nin bahçesine 100 yıl önce kurulan Asmalı Kahvehane'ye; Cibali'de 140 yıl önce Ermeniler tarafından kurulan Çınaraltı Kahvehanesinden pek çok Türk filmine de evsahipliği yapmış Erol Taş'ın Kahvehanesi'ne kadar birçok mekanın öyküsü yer alıyor.   Turistik kahvehaneler dışında yarım asırdan daha fazla bir süredir İstanbul'un tarihi semtlerinde yaşamını sürdüren kahvehaneleri gezen Savaş Ay; mekanların hikayelerini dinlerken "Bir daha ki gidişimde bıraktığım yerde bulamayacağım korkusunu yüreğimde

BEKLEMEK

beklemek.... GARDA BEKLEMEK Huzursuz bir geceydi, bölük, pörçük uyudum. Sık sık baş ucumdaki saate bakıyordum. Zaman o gece ne de yavaş ilerliyordu. Tik, tak....tik, tak... saat 1:00'de bir an daldım, sonra yine açtım gözlerimi saat 1:22'ydi.. Yok... Zaman ilerleyemiyordu... En sonunda kulağında saat tiktakları gün ışıyana kadar uyumayı başardım .Tam 7'de yataktan fırladım... Evet, yolculuk günüm gelmişti:) Bavulumu kapıp, bilmediğim, görmediğim bir yere doğru yolculuğa çıkmak...  Yeni bir nefes, bir umut, bilinmeyenin heyecanı... .  Ne çok severim yolculukları, özellikle tren yolculuklarını. Yavaş, yavaş ilerler tren, telaşsız, önümde dünyanın tüm boş vakitleri varmış gibi pencereden manzarayı seyrederim. .  Varmaktan çok o yolculuktur belki de beni heyecanlandıran. Gara gittiğimde trenimin kalkmasına daha 1 saat vardı, gar lokantasında oturdum, orta şekerli bir kahve söyledim.Keyifle haritamı, yolculuk öncesi tuttuğum notları çıkardım. Sey